Oca
25

Arnavutluk Genel Bİlgi

COĞRAFYA

Koordinatlar:
41 00 K , 20 00 D

Yüzölçümü:
Toplam: 28,748 km 2
deniz: 1,350 km 2
kara: 27,398 km 2

Kara Sınırları:
Toplam: 720 km
sınır komşuları: Yunanistan 282 km, Makedonya 151 km, Yugoslavya 287 km

Deniz Sınırları:
362 km

İklim:
Ilıman iklim; serin, bulutlu, yağışlı kışlar; sıcak, temiz, kuru yazlar; iç kesimler daha serin ve yağışlı

Yeryüzü Şekilleri:
Geneli dağlık ve tepelik, sahil boyu küçük ovalar

Rakım:
En alçak nokta: Adriyatik Denizi 0 m
En yüksek nokta: Maja e Korabit ( Golem Korab ) 2,753 m

Doğal Kaynaklar:
Petrol, doğal gaz, kömür, krom, bakır, kereste, nikel

Arazi Yapısı:
Tarıma uygun: 21 %
Kalıcı ekinler: 4%
diğer: 75% (1998 tahmini)

Doğal Tehlikeler:
Yıkıcı depremler; güneybatı sahillerinde tusunami; sel; kuraklık

NÜFUS
3,544,841 (Temmuz 2002 tahmini)

Yaş Dağılımı:
0-14 yaş: 28.8% (erkek 528,678; kadın 493,531)
15-64 yaş: 64% (erkek 1,094,034; kadın 1,175,024)

65 yaş ve üstü: 7.2% (erkek 111,524; kadın 142,050) (2002 tahmini)

Nüfus Büyüme Hızı:
1.06% (2002 tahmini )

Doğum Oranı:
18.59 doğum/1,000 nüfus (2002 tah.)

Ölüm Oranı:
6.49 ölüm/1,000 nüfus (2002 tah.)

Net Göç Oranı:
-1.46 göçmen/1,000 nüfus (2002 tahmini )

Yaşam Ortalaması:
Toplam nüfus: 72.1 yıl
kadın: 75.14 yıl
erkek: 69.27 yıl (2002 tahmini )

Etnik Gruplar:
Arnavut 95%, Yunan 3%, Diğerleri 2% ( Çingene, Sırp, Bulgar )

Dinler:
Müslüman 70%, Ortodoks Arnavut 20%, Katolik Roman 10%

Okur-Yazarlık:
Tanım: 9 yaş ve üstü okur-yazar
erkek:
kadın:
toplam nüfus: 93%

HÜKÜMET

Ülkenin Adı:
Arnavutluk Cumhuriyeti

Yönetim Şekli:
Demokrasi

Başkenti:
Tiran

Yerel Bölünme:
36 bölge ; Berat, Bulqize, Delvine, Devoll (Bilisht), Diber (Peshkopi), Durres, Elbasan, Fier, Gjirokaster, Gramsh, Has (Krume), Kavaje, Kolonje (Erseke), Korce, Kruje, Kucove, Kukes, Kurbin, Lezhe, Librazhd, Lushnje, Malesi e Madhe (Koplik), Mallakaster (Ballsh), Mat (Burrel), Mirdite (Rreshen), Peqin, Permet, Pogradec, Puke, Sarande, Shkoder, Skrapar (Corovode), Tepelene, Tirane (Tirana), Tropoje (Bajram Curri), Vlore

Bağımsızlık:
28 Kasım 1912 ( Osmanlı İmparatorluğu’ndan )

Milli Bayram:
Bağımsızlık Günü, 28 Kasım

Anayasa:
28 Kasım 1998

Uluslararası Organizasyon

Katılımları:
ACCT, BSEC, CCC, CE, CEI, EAPC, EBRD, ECE, FAO, IAEA, IBRD, ICAO, ICRM, IDA, IDB, IFAD, IFC, IFRCS, ILO, IMF, IMO, Interpol, IOC, IOM, ISO, ITU, OIC, OPCW, OSCE, PFP, UN, UNCTAD, UNESCO, UNIDO, UNOMIG, UPU, WFTU, WHO, WIPO, WMO, WToO, WTrO

Türkiye’deki

Diplomatik

Temsilciliği:
Adres
Ebuziya Tevfik Sok. No:17 Çankaya - ANKARA

Telefon
( +90 312 ) 441 61 03

Faks
( +90 312 ) 441 61 04

Türkiye’nin Arnavutluk’taki Diplomatik

Temsilciliği:
Adres
PRRUGA E KAVAJES NO:31 TIRANE

Telefon
( 355-4 )23 33 99

Faks
( 355-4 )24 89 73

Teleks
***

E-mail
turkemb@adanet.com.al

EKONOMİ

GSMH:
Satınalma gücü paritesi - $ 13.2 milyar (2001 tah.)

GSMH - reel büyüme hızı:
7.3% ( 2001 tah. )

GSMH – kişi başına:
Satınalma gücü paritesi - $ 3,800 (2001 tah.)

GSMH – sektörlere dağılım:
Tarım: 52%
endüstri: 21%
hizmet: 27% (1990 tah.)

Yoksulluk Sınırı Altındaki Halk:
30% (2001 tah. )

Enflasyon Oranı

(Tüketici fiyatları):
3% ( 2001 tah. )

İş Gücü:
1.283 milyon kişi (2000 tah.)

İş Gücü – sektörlere dağılım:
Tarım 50%, endüstri ve hizmet 50%

İşsizlik Oranı:
Resmi olarak 17% ama gayri resmi olarak 30% olduğu sanılıyor.

Endüstriler:
Yiyecek, meyve, tekstil ve giysi, deri, yağ, kimya sanayi, basit metal, hidro santral,çimento, madencilik

Tarım ve hayvancılık- ürünler:
Buğday, mısır, patates, sebze, meyve, şeker pancarı, üzüm, et, süt ürünleri

İhracat:
$306 milyon (2000 tah.)

İhracat - mallar:
Tekstil ve ayak giyimi, asfalt, metal ve metalik maden cevheri, işlenmemiş yağ; sebze, meyve, tütün

İhracat Yaptığı Ülkeler:
İtalya 70%, Yunanistan 12%, Almanya 6%, Makedonya 2%, Avustralya 1% (2001)

İthalat:
$1 milyar (2001 tah.)

İthalat - mallar:
Makine ve araç, tekstil, kimyasal ürün

İthalat Yaptığı Ülkeler:
İtalya 32%, Yunanistan 26%, Türkiye 6%, Almanya 6%, Bulgaristan 2% (2001)

Dış Borç:
$1 milyar (2000 tah.)

Para Birimi:
Lek (ALL))

Döviz Paritesi:
1 US –140.16 LEKE - (Kasım 2001)

ULAŞIM

Demiryolları:
447 km

Otoyollar:
Toplam: 18,000 km
asvaltlı: 5,400 km
stabilize: 12,600 km (1998 tah.)

Limanlar:
Durres, Sarande, Shengjin, Vlore

Havaalanları:
11 (2001), (3 asvaltlı, 8 stabilize)

Helikopter Alanları:
1 (2001)

ARNAVUTLUK
ARNAVUT i. Arnavutluk halkından veya bu halkın soyundan olan kimse: Zağnos Paşa en kavi bir rivayete göre, galiba arnavuttu (Yahya Kemal). Yusuf, kapıcı arnavuda gözlerini dikmişti (Orhan Kemal). || Bütün Arnavutluk halkı: Arnavudu, Yunanı hepsi ayaklamıştı. || [i. taml.] Arnavutlara has, Arnavut milletine ait: … dar işlemeli bir arnavut yeleğinin altına peşleri yırtmaçlı bir çinli entarisini münasip görmüştü (H. Z. Uşaklıgil). || Arnavut besası, çabuk bozulmayan, katı yemin. || Arnavut kaldırımı, irili ufaklı taşlarla gelişi güzel yapılmış kaldırım: Araba arnavut kaldırımlarının tedirgin edici sarsıntıları içinde… (B. Felek). || Arnavut peyniri, Arnavutluğa has yuvarlak bir çeşit peynir. || Arnavut zarı, top biçimi, beş yüzü olan zar.
?Bot. Arnavut biberi, acı kırmızı biber. || Arnavut darısı. || Arnavut elması, Arnavutlukta yetişen bir cins lezzetli elma.
?İnş. Arnavut bacası. Arnavut derzi, moloz taşlarıyla örülen duvarlarda taşların ara kesitlerine harç doldurularak üzerine düzensiz olarak yapılan derz*.
?Mutf. Arnavut ciğeri, koyun karaciğeri ile yapılan bir çeşit ciğer sotesi. Karaciğer kızartılmadan önce yıkanır, zarı soyulup kuşbaşı doğranır. Kırmızı bibere ve una bulandıktan sonra bol yağa azar azar atılarak 1-2 dakika kızartılır. Sonra tuzlanır, üzerine kırmızı biberli yağ gezdirilir. Soğanlı ve maydanozlu piyazla birlikte sofraya getirilir.
Arnavut, Karagöz ve Ortaoyunu taklitlerinden. Meydana veya perdeye sirto oynayarak gelir. Sayı bilmeyecek kadar cahil, dürüst, mert ve ataktır. Heceleri kekeler gibi çoğaltarak ve vurgulayarak konuşur. Uğraşıları arasında celeplik, ciğercilik, bostancılık, bahçıvanlık, koruculuk, bozacılık vardır. Giyimi şöyledir: beyaz fistan, kırmızı tozluk, kırmızı cepken, kırmızı yelek, beyaz çoban gömleği. Fistan ve tozluk yerine potur da giyebilir. Ortaoyununda Karagöz’den daha çok rastlanır.
ARNAVUTÇA i. Arnavutluk’ta konuşulan dil.
—ANSİKL. Leng. Arnavutça, bir Hint-Avrupa dilidir. Eski illirya veya Dacia diline bağlanan ayrı bir dal meydana getirir, ilk yazılı metin 1462 tarihlidir. Ama elimize geçen tam metinler XVI. yy.ın ikinci yarısından başlar. Günümüzde yaklaşık olarak 2 milyon insan tarafından konuşulan Arnavutça, iki biçim sunar: Semeni nehrinin güneyinde kalan bölgede, Yunanistan ile İtalya’daki Arnavut topluluklarınca konuşulan ve oldukça birlik gösteren tosk lehçesi ve bu çizginin kuzeyindeki daha ayrımlaşmış geg lehçesi; bu lehçe tosk lehçesine oldukça yakın Elbasan lehçesini, başkent Tiran lehçesini oldukça bozulmuş İşkodra (Scutari) lehçesini, kültür merkezi Priştine olan ve siyasî sınırlar dışında, Yugoslavya’nın muhtar Kosmet (Kos [ova], Met [ohija]) bölgesinde konuşulan doğu geg lehçesini kapsar. İşkodra lehçesi bölge ölçüsünde belli bir güce sahip görünürse de bugün tosk ye Elbasan’daki geg lehçelerine dayanan ve öbür ağızlardan da kelimeler alan bir edebiyat dili kurulmaktadır. Tarihi boyunca değişik alfabeler (karma ve yerli alfabeler dışında İslav, Yunan, Türk ve hatta Arap alfabeleri) kullanmış olan Arnavutça, 1908’den beri Latin harfleriyle yazılmaktadır. Kuzey geg lehçesinin özelliği, başka yerde rastlanmayan genizsilerden gelir. Kelime hazinesi komşu dillerin geniş ölçüde etkisi altında kalmıştır: önceleri Latincenin, sonra Dalmaçya İtalyancasının, Türkçenin, Rumcanın, İslavca’nın, v.b.
Şimdiki kelimelerin ancak küçük bir kısmı eski yerli temellere dayanır. Kuzeyde İşkodra ile güneyde Görice’nin (Korça) yanı sıra, son zamanlarda bir üniversiteye kavuşan Tiran, en önemli kültür merkezi olma yolundadır.
Arnavut halayı blş. i. Folk. Sivas’ta davul zurna eşliğinde oynanan bir halk oyunu. Genel olarak kızların oynadığı bu halayın ağır bölümlerinde Arnavutlarla ilgili bir türkü söylenir.
ARNAVUTKÖY, İstanbul boğazının batı yakasında, Kuruçeşme ile Bebek arasında yer alan bir semt. Dik yamaçlar önünde yalın bir şerit meydana getirir. Akıntıburnu’nda kıyı, denize doğru ilerler, iskele burnun güneybatısında yer alır. Arnavutköy gerisindeki sırtlarda çilek yetiştirilir. Beşiktaş ilçesine bağlıdır; nüfusu 22.468.
ARNAVUTLUK, Arnavutça Şkyipniya veya Şkyipriya, Avrupa’da devlet, Akdeniz kıyısında Balkan yarımadasında; kuzey ve doğuda Yugoslavya, güneyde Yunanistan, batıda Adriyatik deniziyle sınırlanmıştır. 28.738 km²; 1.914.000 nüf. (1966’da). Başkent Tiran (152.500 nüf.); başlıca şehirleri: Draç ve İşkodra (46.000 nüf.), Avlonya (45.000 nüf.), Görice (43.000 nüf.).
Coğrafya
Fizikî coğrafya. Arnavutluk’un tabiî ortamı serttir; sıtma hastalığına rastlanan birkaç küçük kıyı ovası, yüksek taraçalardan ve farklı şekilde gelişmiş yaylalardan meydana gelen basamaklı bir yükseklik ve birtakım vahşî dağları vardır. Ülkenin bütünü çoğunlukla kireç ve kum taşı gibi geçirimli kayalardan meydana gelir; çorak ve işlenmemiş bir hali vardır. Akdeniz iklimi ancak dar bir kıyı şeridi üzerinde kendini gösterir, ülkenin büyük kısmında kara iklimi hâkimdir, mevsimler arasında sıcaklık farkları çoktur, yazın fırtınalar patlak verir. Arnavutluk, üç büyük tabiî bölgeye ayrılır: 2.000 m.den yüksek dağ sıralarından ve kütlelerinden meydana gelen Kuzey ve Doğu Arnavutluk; yine dağlık olan Güney Arnavutluk veya Arnavutluk Epir’i; Adriyatik denizine doğru açılan, 2.000 m.den yüksek tepelerin sıralandığı, bunun yanı sıra da geniş havzaların, tepelik bölgelerin ve kıyı ovalarının yer aldığı Orta Arnavutluk.
Kuzey Arnavutluk, Dinar Alpleri’nin bittiği yerden başlar. Bu bölgeye çok defa Arnavutluk Alpleri de denir. Yugoslavya’daki Karst bölgesinde olduğu gibi burada da, özellikle Drin’in aşağı çığırının kuzeyinde, Prokletiye adı verilen yörede, kireçli kayalar engebelerde önemli bir rol oynar; çorak, delik deşik yüksek sırtlar, geçit vermeyen boğazlarla yarılmıştır. Drin’in güneyinde Mirdit’ler ülkesini meydana getiren eski kayalardan ibaret kütleler uzanır. 1.200 veya 1.500 m yükseltilerde eski temele ait parçalar, yer yer İkinci zamana ait kireç veya kumtaşı kütleleri taşır; tortulsal örtünün bu kalıntıları 2.000 m.yi aşmaktadır. İçine kolaylıkla girilemeyen bu bölgeden, ancak yazın otlak olarak faydalanılabilir. Ekili arazi, memleket yüzölçümünün yüzde l0’unu geçmez.
Güney Arnavutluk’un da sert bir görünüşü vardır; ama hiç değilse kıyıya paralel olarak uzanan engebeler daha sade ve daha düzenlidir. Hırvatistan Karst’ında olduğu gibi eosen devrine ait kumtaşı ve killi şist (fliş) ile dolmuş senklinaller, kalker sırtlarla birbirinden ayrılır. Yer yapısına uygun akarsular ağı (Viosa, Osum ve Devoll), güneydoğu-kuzey-batı doğrultusundadır. En yüksek noktalar 2.000 m.yi biraz aşar (Korfu adası kuzeyindeki “Arnavutluk Riviera’sı” üzerinde 2.111 m).
Arnavutluk’un orta kısmı, Elbasan ve Berat’a kadar uzanan, kıyının gerisindeki tepe ve ovalardan meydana gelir; bu kısım Balkan ülkeleri tarafındaki dağlarla iyice korunur. Adriyatik denizine doğru daha açıktır. Üçüncü zamanda denize gömülen ülke, birtakım kubbe ve çanaklar halinde kıvrılmıştır; bunların içinde petrollü tabakalar yer alır. Nüfusun hemen hepsi orta Arnavutluk’ta yaşar.
• Beşeri ve iktisadi, coğrafya. Arnavut milliyetçiliği, belki de eski İlliryalıların mirasçısı olan dağ kabilelerinin, kuzeyden (İslav) ve güneyden (Yunan ve Türk) gelen istilâlara karşı giriştikleri savaşlar sırasında kendini göstermiştir. Müslümanlığı kabul eden Arnavutlar, yeni çağda da Hırvatistan, Karadağ, Sırbistan Katolik ve Ortodokslarına, Yunan Ortodokslarına karşı direndiler; bununla beraber Osmanlı imparatorluğunda yabancı bir unsur olarak aldılar. Milliyetçi İskender Bey gibi şahsiyetlerin sembolleştirdikleri zulme karşı yapılan eski isyanlardan doğmuştur. Bazı devirlerde İtalya, Balkan zulmüne karşı bir destek olduysa da, ülkeyi himayesine almak isteyince millî birlik ona da karşı çıkmıştır.
Arnavutluk bugün bir halk cumhuriyetidir; yüzölçümü bakımından halk cumhuriyetlerinin en küçüğüdür. 1945’ten bu yana, eski devirlerden kalma sosyal yapıyı tasfiye ederek, eğitimi geliştirerek, tarım ve hayvancılığı verimleştirerek, sanayi işletmeleri kurarak modern ve sanayileşmiş bir devlet haline gelmeye çalışmaktadır; Berat yöresinde yılda 1 milyon ton petrol veren işletmeler, kömür (Üçüncü zaman linyitleri), demir, bakır (Puke yöresi), krom ve nikel madenleri; Avlonya tuzlaları; Tiran yakınında, Kaşar’da yeni bir tekstil sanayii merkezi; deri işleri; gıda sanayii vardır.
Şehirlerin yakın bir zamanda gelişmesine (Tiran [135.000 nüf.], İşkodra ve Draç) rağmen Arnavutluk yine de bir tarım ülkesidir; teknik tarıma gitgide daha çok önem verilmekte (pamuk, tütün, dut ağaçları), ama halkın besini için gerekli olan tahıl (buğday, arpa, mısır, pirinç) ekimi de bataklıkları yeni kurutulan ve sulama kanallarıyla donatılan topraklarda devam etmektedir; dağlarda köyün ve keçi yetiştirilir (3 milyon kadar küçükbaş hayvan ve 500.000 sığır).
Arnavutluk’un gelişmesi, 1945-1955 yılları arasında, ülkenin tarihî ve coğrafî durumu yüzünden düştüğü siyasî yalnızlık dolayısıyla aksamıştır.

Tarih
Arnavutların menşei hakkında kesin bilgi veremeyen tarihçilerin bir kısmı İllyrialıları, diğer bir kısmı Trakları onların atası olarak gösteriyor. İllyrialılar ilkçağda büyük bir İllyria devleti kuruyorlar.
M.Ö. 168’de Roma generali Aemelius Paullus, Epir, Makedonya ve İllyria’yı Roma hâkimiyeti altına alıyor. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Doğu ve Batı imparatorlukları arasındaki sınır Arnavutluk’un ortasından geçiyor.
Coğrafî durumu bakımından Arnavutluk, başka memleketlere nazaran barbar istilalarıyla çok az yüz yüze gelmiştir.
V. yy.da Gotlar, VI. yy.dan sonra, İslavlar bu topraklarla ilk defa temas ediyor.
619’da Türk Avarlar, Arnavutluk’a sonuç alamadıkları bir baskın yaptılar.:
IX. yy. sonlarına doğru daha önce, İslavlaşmış Bulgarlar, Makedonya’ya doğru yayıldılar. 917’de Çar Simeon Makedonya’yı kesinlikle fethetti. Fakat Bizans imparatoru Basileios devrinde Arnavutluk tekrar Bizans topraklarına katıldı (1019). Bizans’ın bu topraklardaki merkezinin adı Albanon adlı şehirdi. İstanbul’da 1204’te Latin imparatorluğunun kuruluşundan sonra Epiros despotluğu teşekkül etti. Bu despotluk Arnavutların yaşadığı bölgelerin bir kısmını da içine alıyordu. Bizans imparatoru Andronikos III, Epir despotluğunu tekrar ele geçirebilmek için Aydınoğlu Umur Beyden yardım istedi (1336). Böylece Arnavutlar ile Türkler ilk defa karşılaşıyorlardı. Umur Bey, imparatora 2.000 asker gönderdi, bunlar Makedonya’ya doğru Arnavutları kovaladılar. Volo limanı denilen Koç limanını zaptettiler.
Stefan Duşan 1340’ta bütün Arnavutluk’u zaptederek Sırpların Zeta eyaletine bağladı. Zeta o zaman Arnavut Balşa soyunun idaresindeydi.
Arnavutların bağımsız bir devlet kurma yolundaki ilk teşebbüsü bu sıralarda oldu ve 1358’de Carlo Topia adlı bir Arnavut Epiros despotluğuna namzet Yunanlı Nikephoros II’ye karşı, Akheloos nehri kenarında bir savaş açtı ve bu savaşı kazandı. 1360’ta ise başka bir Arnavut prensi olan Balşa, kuzeyde Zeta ilinde başkenti İşkodra olan bir prenslik kurdu.
Üçüncü bir soy da Dukagjin (Dukagin) Zadrime bölgesinde, Drin nehri doğusunda bir prenslik kurdu. Yanya prensi Tomas 1385’te Osmanlı padişahına bağlılığı kabul zorunda kaldı ve 1387’de Topia’lar tarafından Balşalara karşı yardıma çağırılan Türk ordusu, Balşaları yenilgiye uğrattı. 1389 Kosova Savaşında Arnavutlar Sırpların yanı başında Osmanlılara karşı savaşa katıldılar.
Arnavut beyleri ancak bundan sonra Osmanlı padişahını metbu tanıdılar, vergi vermeyi ve asker göndermeyi kabul ettiler.
Yıldırım Bayezid devrinde Osmanlı idaresi memlekete doğrudan doğruya yerleşti (1394’ten sonra). Anadolu’dan nakledilen Saruhanlı Türkmenler Arnavutluk’a yerleştirildi. Bu göçmenlerle birlikte Osmanlı tımar sistemi de yerleşmeye başladı. Toprağın idaresi “Arnavut ili Sancağı Beyi” unvanı ile uçbeylerine verildi. Yerli Arnavut prensleri de tımar kadrosuna girdiler, çoğu Hıristiyan olan bu prensler zamanla İslâmlığı kabul ettiler.
1417-1419’da Balaban Bey, Güney Arnavutluk’a yapılan akınlarda bazı şehirleri zaptetti. Evrenosoğlu Ali Bey de 1423’te Arianites ailesine ve Yunan Kastriota’ya baş eğdirdi. Yunan Kastriota bu yüzden dört oğlunu Osmanlı hükümdarına rehine olarak göndermeye mecbur kaldı.
XV. yy.da Arnavutlar ile Osmanlılar arasındaki çetin mücadelelere bu üç aile, Arianites’ler, Topia’lar ve Kastriota’lar önderlik ediyorlardı. Önce Arianites’lerin isyanı (1432), Murad II’nin gönderdiği Evrenosoğlu Ali Bey tarafından bastırıldı (1435). Sonra Kastriota’lardan Yorgi Kastriota baş kaldırdı. Yorgi, daha önce Evrenosoğlu Ali Bey ile çarpışan ve yenilgi sonunda dört oğlunu rehine olarak Osmanlı hükümdarına gönderen Yuvan’ın oğullarından biriydi. Osmanlı sarayında İslâmlığı kabul etmiş ve İskender adını almış, daha sonra kendisine Beylik payesi verilmişti. Babası Yuvan ölünce İskender Bey ailesinin idaresi altındaki prensliği hükümdardan istedi, fakat Murad II bu isteği uygun görmedi. Bunun üzerine İskender Bey tekrar Hıristiyanlığa döndü ve Akhisar-Kruya kalesini ele geçirip isyan etti. 1444’te bütün Arnavut prenslerini toplayıp Arnavutlar arası bir antlaşma yaptırdı. Kendisi kumandanlığı ele aldı. İtalya, Macaristan ve Papa, İskender Beye maddî ve manevî yardımlarda bulunuyordu. İskender Bey, mücadelesini uzun süre yürüttü, Murad II’den sonra Mehmet II de kendisine karşı ordular gönderdiyse de kuvvetlerini dağıtamadı ve sonunda, 1463’te aralarında bir antlaşma yaptılar. 1468’de İskender Bey öldü.
Osmanlılar onun ölümünden sonra, Arnavutluk’un alınması için yeniden mücadelelerine başladılar, sonunda, üç ayrı kuşatma ile İşkodra kalesi zaptedildi (1479). Ülgün ve Bar işgal edildi, Draç Venediklilerden alındı (1501). Böylece Arnavutluk’un Osmanlılarca işgali tamamlanıyordu.
Arnavutluk’ta Osmanlı idaresi kurulunca memleket sekiz sancağa bölündü. Bu sancakların bir kısmı Rumeli beylerbeyine, bir kısmı Kaptanpaşa’ya bağlandı. Beylerin çoğu İslâmlığı kabul etti. Papa’nın XVII. yy.da memleketi tekrar Hıristiyan yapmak amacıyla giriştiği kampanyadan hiçbir sonuç alınamadı.
Buna rağmen Arnavutlar zaman zaman Osmanlı idaresine baş kaldırdılar. 1779’da Geg’ler ve Tosk’lar ayaklandı; 1787’de Mahmud Buşati Kosova’da Osmanlılara karşı savaştı ve Avusturya imparatoru Joseph II ile siyasî ve dinî bir anlaşma yaptı. Daha sonra Yanya valisi Tepedelenli Ali Paşa imparatorluğa baş kaldırdı ve 1822’de yenilip öldürülünceye kadar imparatorluk kuvvetlerini işgal etti.
XIX yy.ın ilk yarısında Arnavutluk’ta üç önemli isyan birden oldu: Kuzeyde ikinci Mustafa Buşati; Güneyde Tepedelenlioğlu Veli Bey; Orta Arnavutluk’ta silahtar Poda Paşa, Osmanlı idaresine baş kaldırdılar. Gerek Hıristiyan, gerek Müslüman Arnavutlar bu baş kaldırmalara katılıyorlardı.
Ayastefanos ve Berlin antlaşması Arnavutlar aleyhine hükümler taşıyor, Arnavut topraklarının bir kısmını Yunan ve Sırplara bırakıyordu. Bunun üzerine memleketlerini savunmak üzere Arnavutlar Prizren Arnavut bağlaşmasını kurdular ye mücadeleye girişerek Karadağ kuvvetlerini ülkeden attılar. Berlin antlaşmasında bu yüzden Arnavutlar lehine değişiklikler yapıldı. Arnavut bağlaşması, bir de “ademimerkeziyet” kararı almıştı. Bu karara uyarak Kuzey Arnavutluk’ta bağımsız bir devlet kurma teşebbüsüne girişince Abdülhamid II, üzerlerine Derviş Paşa kumandasında bir ordu gönderdi ve bağlaşma kuvvetleri dağıtıldı.
İkinci Meşrutiyet ilân edilince (1908) Arnavutluk’ta bağımsızlık hareketleri yeniden başladı. Arnavutça öğretim yapan okullar ve Başkim klüpleri açıldı. Arnavutça yayınlar başladı. Fakat Arnavut mücadelecileri bu defa da karşılarında İttihad ve Terakki partisini buldular. Parti, bu faaliyetleri şiddetle yasakladı. Bu sebeple Kosova’da çıkan isyan bastırıldı (1910). 1912’de yeni bir ayaklanma oldu ve Üsküp’ü ele geçiren Arnavutlar Makedonya’ya doğru inmeye başladılar. Bunun üzerine Osmanlı hükümeti Arnavutlar ile bir anlaşma yapmayı ve Arnavutlara muhtariyet verilmesi esasını kabul etti. Bu muhtariyetin şartlarına göre:
• Kosova, Manastır, İşkodra-Yanya vilâyetlerinde memurlar yerlilerden olacak;
• Harp hali dışında, Arnavutlar askerliklerini Rumeli’de yapacaklar;
• Arnavut dilinin okutulması serbest olacaktı.

Ancak bu şartlar altında Arnavutlar Osmanlı idaresini kabul ediyorlardı.
Bu anlaşmanın uygulanmasına başlanacağı sırada Balkan harbi çıktı ve Yunan, Bulgar, Karadağ kuvvetleri ayrı yönlerden Osmanlı ülkesine saldırdı. Bunun üzerine Arnavut milletvekili İsmail Kemal Vlora İstanbul’dan Draç’a geçti ve orada Arnavutluk’un bağımsızlığını ilan etti. Bir geçici hükümet ve bir millî meclis kurdu. Büyük devletlere haberi telledi, Londra’da Balkan barışını sağlamaya çalışan Elçiler konferansına delege gönderdi. Bu konferans, Arnavut bağımsızlığını tanıdı (17 Aralık 1912). Fakat yeni Arnavutluk’un sınırlarını tayinde anlaşmazlık çıktı. Arnavutlar 2 milyonu aşan nüfus ile bir Arnavutluk kurulmasını istiyor, diğer Balkan devletleri ise ancak 400.000 nüfuslu bir orta Arnavutluk tanımakta ısrar ediyorlardı. Bir taraftan görüşmeler devam ederken silâhlı çatışmalar başladı. Sonunda Londra konferansı 29 Temmuz 1913’te Arnavutluk hakkında kesin kararını verdi. Bu karar, Osmanlı idaresinin Arnavutluk üzerindeki bütün haklarını kaldırıyordu. Milletlerarası bir komisyon bağımsız denilen yeni Arnavut idaresini kontrol ediyor, sınırlar Arnavut taleplerinin ancak yarısına indiriliyordu. Bu şartlarda kurulan Avlonya hükümetini Esat Paşa Toptani tanımadı. Draç’ta yeni bir hükümet kurdu. Arnavutluk’ta iç mücadele böylece son haddini buldu. Birinci Dünya Savaşı boyunca bu karışıklıklar ve Arnavutların gerek kendi aralarındaki gerek Balkan milletleri içindeki mücadeleleri devam etti. Draç’ta bir millî kongre toplanmış (25 Aralık 1918), Turhan Paşanın başkanlığı altında geçici bir hükümet kurulmuştu.
Bu hükümet, Paris’te çalışmalarına başlayan barış konferansından, Wilson prensipleri gereğince, millî sınırları içinde bağımsız bir Arnavutluk’un tanınmasını istiyordu. Fakat Tittoni-Venizelos anlaşması (29 Temmuz 1919) ile İtalya, Avlonya üzerinde egemenlik, geri kalan Arnavutluk üzerinde manda hakkını alacak, Ergiri ve Görice sancakları da Yunanistan’a katılacaktı. Bu antlaşmaya karşı koymak üzere Arnavutlar Luşna konferansını topladılar (21 Ocak 1920), yeni bir hükümet kurarak devlet başkanlığını bir naipler meclisine yeren ikinci bir Anayasa yaptılar. Tiran hükümet merkezi oldu, Esat Paşa Toptani taraflılarının çıkarttıkları isyan ise Esat Paşanın Paris’te bir öğrenci tarafından öldürülmesi üzerine bastırılabildi. İtalyanlar Avlonya’da yenildi ve imzaladıkları (2 Ağustos 1920) antlaşma gereğince Sazan adası müstesna, askerlerini Arnavutluk’tan çektiler. Arnavutluk, Milletler cemiyetine üye olarak kabul edildi (19 Aralık 1920), 1921’de 75 kişilik bir parlamento kuruldu ve Paris Barış Konferansı, 1913’te kabul edilen Arnavutluk sınırlarını tanıdı (9 Kasım 1921).

Arnavutluk’ta 1921’den sonra parti mücadeleleri başladı: hükümet darbesi yapmak isteyen bir grubun teşebbüsü İçişleri bakanı Ahmet Zogu tarafından bastırıldı (8 Mart 1922), daha sonra başbakan Zogu’ya bir öğrenci tarafından suikasta teşebbüs edilince (23 Şubat 1924) Zogu’nun adamları muhalefet partisi üyelerinden birini öldürdüler (20 Nisan 1924), bunun üzerine muhalefet partisi parlamentodan çekildi ve isyan çıkardı; isyancı kuvvetler Tiran’a girince (10 Haziran 1924) Zogu Yugolavya’ya kaçtı. Zogu Yugolavya’nın yardımı ve topladığı kuvvetlerle sınırı geçerek Tiran’a girdi. Tiran’da topladığı (Ocak 1925) büyük kongre Anayasayı ve rejimi değiştirip cumhuriyet ilân etti (21 Ocak 1925) ve Zogu Cumhurbaşkanı seçildi (31 Ocak 1925). 1928’de Tiran’da toplanan kurultay, Anayasayı yeniden değiştirerek krallığı kabul etti ve Zogu bir süre sonra, Zogu I unvanıyla kral ilân edildi (1 Eylül 1928). Bu dönemde Arnavutluk’ta, iktisat, toplum ve kültür alanlarında birtakım yenilikler yapılmıştır.
1939 Nisanında, faşist kuvvetleri ülkeyi istilâ ettiler; kral, ailesiyle birlikte kaçmak zorunda kaldı ve Vittorio Emanuele III’ün unvanlarına bir de Arnavutluk kralı unvanı katıldı. Bu elkoyma olayı, 28 Ekim 1940’ta, İtalya’nın Yunanistan’a saldırısı sırasında, Arnavutluk’u bir atlama taşı olarak kullanmasına yaradı, ama İtalyan orduları Yunanistan’dan kolayca püskürtüldü. Savaş sırasında işgalciye karşı direnme güçleri ortaya çıktı ve teşkilâtlandı; Enver Hoca’nın kumandasında kurtuluş ordusu meydana geldi. Ülke terk edilip halk cumhuriyeti şeklini alınca (Aralık 1945) Enver Hoca fiilen ülkenin yöneticisi oldu. 1948 Haziranında Yugoslavya ile Sovyetler Birliği arasındaki bağların kopması, küçük Arnavutluk’u, halk demokrasileri kümesinden tamamen ayırarak çok güç bir duruma soktu. 1958’den bu yana Arnavutluk Komünist partisi genel sekreteri Enver Hoca’nın otoritesi hiç sarsılmadı. 1958, 1962 ve 1966 seçimlerinde partinin (1961’de üye sayısı 54.000 idi) kontrolü altındaki Demokratik cephe, oyların hemen hepsini aldı. Bu süreklilik, toprakların kolektifleştirilmesini ve iktisadın sosyalleştirilmesini sağladı. S.S.C.B.’nin tabiî müttefiki olan Arnavutluk, N. Kruşçev tarafından ziyaret edildi (Mayıs-Haziran 1959); fakat hemen arkasından Rusya’nın Stalin aleyhtarı siyasetine karşı çıktı. Sovyet-Çin anlaşmazlığı geliştikçe, Arnavutluk Çin Halk Cumhuriyetine daha fazla yanaştı ve Kasım 1961’de Moskova’daki elçisini geri çekti. O zaman Avrupa’da tamamen yalnız kaldı; komşuları Yunanistan ve özellikle Tito Yugoslavyası ile ilişkileri uzun zamandan beri zaten gergindi. Kültürel ve iktisadî alanda Çin ile olan ilişkiler devamlı olarak gelişti. Hoca, ülke içindeki bütün “sağcılar”ı bertaraf etti; 1961’de temizliğin başlıca kurbanı, filo amirali Teme Sejko oldu. Buna rağmen Arnavutluk, içinde bulunduğu yalnızlıktan şikâyetçi değildi. 1961’de Polonya ile siyasî ilişkileri normal hale girdi; Şubat 1966’da iktisadî alanda Yugoslavya ile bir yakınlaşmaya girişildi.
Arnavutluk, bugün 27 yönetim çevresine bölünmüştür; bunlar beş bölge halinde toplanır. Faal nüfusun üçte ikisi hâlâ tarımla uğraşır; tarım millî gelirin yüzde 60’ını sağlar. Yeni bir beş yıllık plan (dördüncüsü) (1966-1970) gerçekleştirilme yolundadır.
• Anayasa, idare ve din. Arnavutluk, bir halk cumhuriyetidir. Devlet gücünü köy, kasaba, şehir ve bölgelerde temsil eden halk meclisleri, yaşı on sekizi aşmış olanlar tarafından üç yıl süre ile seçilir. Yasama gücüne sahip Halk meclisi ise dört yıl süreyle seçilir. Bu meclis, Anayasanın hükümete ve meclis başkanlık divanına (Praesidium) bıraktığı haklar dışındaki bütün yetkileri kullanır. Meclisin atadığı ve işten el çektirdiği hükümet ona karşı sorumludur. Meclisin toplantı devreleri dışında da hükümet Halk meclisi praesidiumuna hesap vermek durumundadır.
Nüfusun çoğunluğu Müslümandır; güney bölgesinde önemli bir Ortodoks kütlesi, kuzeyde de etkili bir Katolik azınlık bulunur.

Edebiyat
Arnavut edebiyatının gelişmesi, Arnavutluk’un bağımsız bir devlet haline gelmesi (1912) ile başladı. Ondan önce kültürün serbestçe gelişmesini önleyen çeşitli engeller vardı: ulaşım güçlüğü, Türklerin Arnavut okulları açılmasına taraftar olmaması, ortak bir dil yokluğu, dinlerin ayrılığı, millî bir alfabe bulunmayışı. Bu yüzden ilk edebî eserler (özellikle dinî eserlerdi) İtalya ve Sicilya Arnavutları ile İşkodra Arnavutları tarafından yazıldı (bu sonuncu şehirde fransisken papazları çok etken bir merkez kurmuşlardı). İtalyan yazarlar arasında, Jul Variboba Ghjella e Sh. Mërifs Virghjër (Bakire Meryem’in Hayatı) [1762] ile, şiirlerinde halk türkülerinden esinlenen Jeronimi de Rada (Kangët e Milosaos [Milosao’nun Şarkısı], Kangët e Serafina Thopias [Serafina Thopia’nın Şarkısı], Skanderbeku i Pafan [Talihsiz İskender Bey ]) sayılmalıdır. İşkodra’da XVI. yy.dan itibaren pek çok din öğretimi eseri mahallî lehçeye çevrilmiştir. Yazarları, İtalya’da olduğu gibi, papaz veya din adamlarıdır: Gjon Bozuku, Pjeter Budi, Peter Bogdani, Gjon Nikolle Kazazi ve ilk Arnavutça sözlüğü (1635) hazırlamış olan Frangu i Bardhë. Güneyde, Voskopoj’un merkezinde, din propagandası amacıyla Yunanca öğrenmeyi kolaylaştırmak için Arnavutça ile ilgilenildi. Geg ve Tosk kesimleri sınırında bulunan Elbasan’da Arnavutça doğrudan doğruya kendisi için incelendi. Theodor Hacı Filipi ve Naum Vekilharcı ayrı ayrı birer Arnavutça alfabe hazırladılar: Konstantin Kristoforidhi birçok dinî metni her iki lehçeye çevirdi ve XIX. yy.ın ikinci yarısında iyi bir Arnavutça-Rumca sözlük hazırladı. 1879’da Prizren birliğinin kuruluşu, dil ve alfabenin birleşmesini hızlandırdı. İstanbul’da ve Bükreş’te, Frasheri ailesinden iki kardeşin teşviki ile, gazete çıkartan komiteler kuruldu. Bunlardan Şemseddin Sami’nin yazdığı iddia edilen Shqipëria, ç ka qënë, ç’është e ç’do të bëhëtë (Arnavutluk Nedir, Ne idi, Ne olacak) [1899] adlı eserin yazarla ilgisi olmadığı sonradan anlaşıldı; büyük kardeşi Naim’in birçok şiiri ve öğretici eseri vardır. Mısır’da ve Boston’da kültür cemiyetleri kuruldu. Thimi Mitro ve Spiro Dine folklorcular, Sicilyalı Arnavut Demetrio Camarda’nın eserini devam ettirdiler. Güçlü bir şair, Andon Cako, ortaya çıktı, Çajupi takma adıyla şiirler, bir trajedi ve bir komedi yayımladı. Kuzeyde, İşkodra’da Dağ’ın Flütü destanını yazan papaz Gjorgj Fishta’nın (1871-1940) etkisiyle dile büyük ilgi duyuldu. Her biri birer alfabe hazırlayan iki fikir cemiyeti (Bashkimi [Birlik]; Agimi [Şafak]) etrafında bir aydınlar topluluğu meydana geldi; bunlar arasında Dom Ndoc Nikaj ve Dom Ndre Mjedja sayılabilir. 1912’den önce yazmaya başlamış yazarlar arasında, vatansever şiirler yazarı Filip Şhiroka (1859-1935), lirik şair ve nazım teoricisi Luici Gurakuqi (1879-1925) ile lirik şair ve hikayeci Mihal Grameno (1872-1931) sayılmalıdır.
1912’den sonra Arnavut edebiyatı gelişti. Lirik yazarlar arasında Asdren, Hil Mosi, Vincenc Prennushi ve özellikle filozof şair Lasgush Poradeci sayılabilir. Hikâye alanında Luma Skendo, Andre Skanjeti, Jüstin Rrota Faik Konica, Vedad Kokona, L. Efthimiadhi, Musa Kokaları adları hatırlanır. Romancılar arasında Mihal Grameno (Ocak) Zef Harapi (Hainin Tüfeği), Lambi Dardha (İskender Beyin Kruja’ya Dönüşü), Milo Duçi (İki Kadın Arasında), Ndue Harapi (Dalga Dalga Üstüne) ve özellikle Foqon Postolli (Lulja Kujtimit [Hatıra Çiçeği]) sayılabilir.
Günümüz Arnavut edebiyatı, millî kurtuluş savaşı ile ülkenin 1945’ten bu yana sosyal ve iktisadî değişmelerinden esinlenmektedir. 1930-1935 Edebî kuşağından birçok yazar ve özellikle Migjeni (1911-1938) eserleriyle sosyalizmin kuruluşuna katılırlar: Arnavut köylüsünün faziletini kutlayan şiirler, eski rejimin sömürülerini açıklayan hiciv yazıları, partizanların savaşlarını öven epik romanlar; bunlar arasında Petro Marko (doğ. 1913), Şevket Musaraj (doğ. 1914), Sterjo Spasse (doğ. 1914), Dimitri Shuteriqui (doğ. 1915), Aleks Çaçi (doğ. 1916) sayılabilir. Genç yazarlar da aynı temaları işlerler ama anavatanın güzelliklerine, Arnavut halkının atalardan kalma düşlerine de yer verirler: Köle Jakova (doğ. 1916), Fatmir Gjata (doğ. 1922), Ali Abdilhoca (doğ. 1923), Yakup Hoca (doğ. 1923), Llazar Siliqi (doğ. 1942), Dritero Agolli (doğ. 1931), İsmail Kadareja (doğ. 1946.)

Dağlık bir kale, Arnavutluk

HÂLÂ GELİŞİMİNİ SÜRDÜRMEKTE OLAN ARNAVUTLUK, 1990 YILINA KADAR AVRUPA’DA BİR “ADA”, STALİNCİ BİR “MÜZELİK DEVLET” KONUMUNDAYDI.

Topraklarının üçte ikisinde 1000 metreden fazla yükseltiler bulunan Arnavutluk, gerçek bir dağlar ülkesidir. Nüfusun çoğunluğunu uzun Türk egemenliği süresince İslamlaşmış Arnavut kökenliler oluşturur. Ülke, 1946 yılından sonra, feodal yapıların sürdüğü arkaik bir ortama sosyalizmin uygulanmasıyla bir “halk demokrasisi”ne dönüşmüştü. Devlet geleneklere karşı savaşa girişti ve dinî uygulamaları yasakladı. Çin’e olan bağlılığı Arnavutluk’u Sovyetler Birliği ve Comecon ile olan ilişkilerini koparmaya götürdü. Ekonomide Stalinci uygulamalar ve partinin ekonomi üzerindeki mutlak hâkimiyetiyle ülke, ekonomik olarak kendine yeter bir yola girdi, böylece batı dünyası ve sosyalist blokla zayıf ticarî ve siyasî ilişkiler sürdürdü. Bazı malların özel mülkiyeti ve küçük kişisel tasarruflar köylüler için yasaklanmıştı. Arnavutluk pek çok özelliğiyle gelişmekte olan ülkelerle benzeşir. Hızlı bir doğal nüfus artışına (1945 yılından bugüne nüfus katlanarak artmıştır) sahiptir. Hâlâ faal nüfusun büyük bölümünü kapsayan tarıma verilen önem ve dağlardan ovalara ve Batı’daki kentlere toplu kırsal göçün yönetimce engellenmesi, düşük kentleşme oranını açıklamaktadır: (yüzde 35 [1991]).

Avrupa’nın en yoksul ülkesi olan Arnavutluk’ta tümüyle kolektifleştirilen tarımdan, yürürlüğe konulan tüm üretkenlik planlarına rağmen düşük verim alınmaktadır. Bunun yanı sıra sanayileşmede temel olarak kullanılabilecek bazı enerji (petrol, doğalgaz) ve maden (nikel, kromit) kaynakları bu lunmaktadır. 1990 yılından itibaren Avrupa’daki diğer sosyalist ekonomilerin peşi sıra, yönetim belirli bir siyasî serbestliğe izin vermiştir.

İdarî bölünme

Cumhuriyetler
yüzölçümü
(km²)

nüfus (1991)

başkent

nüfus (1991)

Karadağ
13.810
610.000
Podgorica
152.242

Sırbistan
55.970
5.750.000
Belgrad
1.553.854

Özerk bölgeler

Kosova
10.885
1.950.000
Priştine
148.656

Voyvodina
21.505
2.010.000
Novi Sad
264.533

Powered by

Leave a Reply

Latest works

This part of sidebar is using custom fields. If you wish to display your artworks here, simply create a new category, for example "Artworks". Take note of the category's ID. Then open works.php and edit the number of the category.

photo photo photo

Ads