Balkan TÜrklerİ
->
BATI TRAKYA VE YUNANİSTAN’DA YAŞAYAN TÜRKLER
Nüfus : 120.000
Bulundukları Başlıca Şehirler : Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe
Bölgedeki Türk Toplulukları : Oğuz Türkleri, Onogur-Bulgar , Peçenek, Uz, Kuman-Kıpçak Türkleri
Siyasi ve İdari Konumları : Azınlık hukukuna tabi olup, bulun- duklan ülkenin idari yapısına uymaktadırlar . Batı Trakya bir coğrafi bölgenin adıdır ve bugün Yunanistan’ın siyasi sınırları içinde yer almaktadır. Bölge idari açıdan Dedeağaç, Gümülcine, iskeçe olmak üzere üçe ayrılmıştır. Doğusunda Meriç Nehri ile Türkiye’ye ; kuzeyinde Rodop Dağları ile Bulgaristan’a sınır olan Batı Trakya’nın güneyinde Ege Denizi bulunurken batıda da Karasu Nehri ile Kavala iline sınırdaştır.
Balkanlardaki Türk varlığı milattan önceki yıllara kadar uzanmaktadır. Balkanlardaki Türk kültürel varlığı iki koldan gerçekleşen kitlevi göçler sonu- cunda oluşmuştur. Kuzeyden Onogur- Bulgar, Peçenek, Uz, Kuman-Kıpçak göçleri, güneyden de Oğuz Türklerinin göçleri ve yerleşmeleriyle Balkanlar Türkleşmeye başlamış, 14 ve 15. yy’da ise tamamen Türk kültürünün hakim olduğu bir bölge haline gelmiştir. Daha sonra Balkanlardan med-cezir hareketi gibi bir çekilme söz konusu olmuş, dünyadaki değişmeler, gelişmeler, kuzey- deki Slav kültürünün gelişmesi ve buradan gelen baskı ve çatışma , politik mücadeleler ve büyük bir sömürge imparatorluğu kurmuş olan İngiltere’nin baskıları altında kalma sonucunda Balkan Savaşı’na kadar Osmanlılar adım adım çekilerek bugünkü Türkiye sınırlarına gerilemiştir. 1912-1913 yıllarından sonraki gelişmelerle de son sınırlar çizilmiştir. Buna rağmen bölgedeki Türk kültür varlığı hem Oğuz, hem Kıpçak Türklerinin varlığıyla devam etmektedir. Tabii bunların bir kısmı Türkiye üzerinden göçerek Balkanlarda iskan edilen Türklerdir.
Bosna Sancak Türkleri
Bugünkü Bosna Hersek sınırları içinde kalan Sancak vilayeti Türkleri, Balkanlardaki diğer Türk toplulukları gibi dil ve kültürlerine bağlı kalmanın çabasını göstermekte ve Türkiye’ye bağlılıklarını a sürdürmektedirler. Bir kısmı Türkiye’ye göç etmiş ve burada yaşamaktadır.
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>> >>>>>>>>>>>>>
BULGARİSTAN’DA YAŞAYAN TÜRKLER
Nüfus : 1.200.000
Bulundukları Başlıca Şehirler : Sofya, Şumnu, Kırcaali, Filibe, Dobruca
İlk Göç : 11. -12. yüzyıllar
Bölgedeki Türk Toplulukları : Bulgaristan Türkleri
Siyasi ve İdari Konumları : Bulundukları ülkenin idari yapısına uymaktadırlar .Ayrıca Bulgaristan’da siyasi açıdan kilit bir azınlık konumundadırlar .
Güney Rusya bozkırlarından 7 .yüzyılın başlarından itibaren çeşitli nedenlerle göç eden ve Balkan Yarımadasına gelen Bulgarlar aslında Türk soyludurlar. Ancak yeni geldikleri bu bölgede Slav halkları tarafından asimile edilmişler, kültürel kimlik bakımından büyük çoğunluğu Slavlaşmıştır. 15. yüzyıldan sonra Osmanlı Devleti Anadolu’dan Türk nüfusu getirerek bölgeye yerleştirmiştir. Ne var ki bütün bunlara rağmen genel nüfus içinde Türkler hep azınlıkta kalmışlardır.
NÜFUS
Bulgaristan 1940′ta Türk nüfusun yoğun olduğu Dobruca’yı yeniden elde etmiş ve o günden sonra da sınırlarda değişiklik olmamıştır. Dobruca böl-gerisindeki Türkler’den başka Türk dili konuşan iki Türk azınlık daha bulunmaktadır. Bunlar, sayıları 7.000 kadar olan Tatarlar ve Gagavuzlardır. Bulgarlar ülkedeki azınlıkları sürekli asimile etmeye çalışmış 1984-1985 yıllarında ise Türkçe isimleri yasaklayarak göçe zorlamıştır. Ancak Türkler bu olguya tepki göstermiş 1989 yılında 160.000 kadar Türk Türkiye’ye göç etmiştir. Sonraki yıllarda bu sayı 300.000′e ulaşmıştır. 1985 yılından sonra Bulgaristan’da kalan Türkler, bazı alanlarda Bulgar yurt taşların hak ve özgürlüklerine sahip olmuşlardır. 1965 nüfus sayım verilerine göre Türkler 850.000′e yakın sayıları ile genel nüfusun % 10′unu oluşturmaktaydılar. 1985 sayımında ise Türk nüfus 1.600 .000 civarına ulaşmıştı. Genel nüfusun % 15′ini teşkil ediyorlardı. Bu nüfus yoğunluklarıyla Bulgaristan’da Türkler en kalabalık azınlık durumundaydılar. 1989′dan sonra gerçekleşen göçler, bu sayıyı aşağı çekmiştir. Nüfusun büyük çoğunluğu çiftçilik ve hayvancılıkla geçimini sağlamaktadır.
GÖÇLER
Balkan Türklüğü, 1940 tarihinden itibaren sürekli olarak Türkiye’ye göç vermiştir. 1944′e kadar 140.000 kişi, 1950-1951′de 155.000 kişi, 1978 yılında ise 130.000 kişi Türkiye’ye gelmiştir. 1989 yılındaki göçmen sayısı ise 160 bin civarındadır. Bu göçlerden sonra Bulgaristan Türkleri kırsal alanlarda kalmışlardır.
SİYASİ VARLIKLARI
1993′den sonra Bulgaristan’da Türklerin ”Hak ve Özgürlükler Partisi” Bulgar Parlamentosu’nda yerini almış ve üçüncü siyasi güç olarak 15 milletvekili çıkarmıştır. Ülkede halen 27 Belediye başkanı, 653 köy muhtarı Türk’tür. Devlet dini kurumları denetim altında tutmakta ve dini çalışmaları yönlendirmektedir
EĞİTİM
Bulgaristan’da eğitim devlet denetimindedir. Ülkede konuşulan Türkçe, Türkiye Türkçesi’ne oldukça yakındır. Türkçe ilk yıllarda azınlık okullarında öğretim dili olarak okutulurken daha sonra kaldırılmıştır (1960). 1939′ Türklerin yüzde 15′i okula giderken 1957′ de bu oran yüzde 97′ye çıkmıştır. 1993′ten sonra ise yeniden Türkçe eğitim başlamıştır. Bulgar Ulusal Radyosu’nda Türkçe yayınlar başlamış, “Filiz Gazetesi “ adlı Türkçe bir gazete yayına girmiştir.
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>> >>>>>>>>>>>>>>
MAKEDONYA’DA YAŞAYAN TÜRKLER
Nüfus : 91.500
Bulundukları Başlıca Şehirler : Üsküp, Manastır , Gostivar , Kalkandelen, Ohri, Resne
İlk Göç : 14.yy .
Bölgedeki Türk Toplulukları : Bulgaristan Türkleri
Siyasi ve idari konumları : Bulundukları ülkenin idari yapısına uymaktadırlar .Kosova ve Sancak’ta Türk Demokratik Birliği Hareketi Türkler’i temsil etmektedir .
Makedonya’dan bir çok kavim gelip geçmiştir. Hunlar, Avarlar, Kumanlar, Peçenekler ve Osmanlı Türkleri uzun süre bölgede yaşamışlardır. 1300 yılından sonra da Anadolu’dan Makedonya’ya çok sayıda Türk göçmen yerleştirilmiştir. 1953 yılında, Makedonya’da 203.000 Türk yaşarken bu nüfus bugün 97.500′e inmiştir.
Makedonya’da Türkler tarım, hayvancılık ve ticaretle uğraşmaktadırlar.
Makedonya’da bugün ”Türk Demokratik Birliği” kurulmuş ve bölgede yaşayan Türkleri temsil etmektedir. Makedonya’da Türkçe gazete, dergi yayınlanmakta olup, aynı zamanda Türkçe radyo yayınları da yapılmaktadır.
Makedonya’da Türkler arasında eğitim Türkçe’dir. Doğu Makedonya’da dört yıllık Türkçe eğitim alma hakkı vardır. Halen mevcut ilköğretim kurumlarında 264 öğretmen görev yapmaktadır. Gostivar’da bir genel lise ve bir meslek lisesi ile Kalkandelen’de bir meslek lisesinde Türkçe öğretim yapılmaktadır. Üsküp’te de bir Iise’de Türkçe öğretim verilmektedir. Üsküp ve Manastır Üniversitesinde Türklere çok az bir konten- jan ayrılmaktadır. Ülkede ayrıca Türk özel teşebbüsünün açtığı Türk okulları vardır. Makedonya Türkleri bu okullara yoğun ilgi göstermektedir. Ayrıca, Kosova ve Sancak bölgesinde de Türklerin sayısı 2.000′e ulaşmıştır. Burada Türkler Türkçe eğitim görmekte olup en çok Priştine kentinde toplanmışlardır.
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>> >>>>>>>>>>>>>>
GAGAVUZ YERİ
Yüzölçümü : 1.831 km2
Nüfusu : 171.500
Başkenti : Komrat
Gagavuz Yeri, Moldova’nın güney doğusunda yer alan “özerk bölge”dir.
Gagavuz Yeri’nin en üst düzey idari yöneticisi Başkandır. Özel kanuna göre, Gagavuz’lar kültür eğitim, istihdam, konut, yerel bütçe, maliye konularına ters düşmemek kaydıyla kanun çıkarma yetkisine sahip olacaklardır. Moldova Cumhuriyeti tarafından yürürlüğe konulan Özel Yasaya göre Gagavuz Yeri Moldova’nın toprak bütünlüğü içinde özerk cumhuriyet statüsündedir.
Komşuları, kuzeyde Ukrayna, batıda Romanya, güneybatıda Bulgaristan.
Önemli şehirleri Komrat, Çadır, Lunga, Vulkaneşti.
Gagavuz Türkçesi, yaşayan Türk lehçelerinden biridir. Gagavuz Türkçesi; Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Türkiye Türkçesiyle birlikte Türk dilinin Oğuz grubunu teşkil etmektedir. Bu üç lehçeden Türkiye Türkçesine en yakın olanı Gagavuz Türkçesidir. Bu dil, Osmanlı Türkçesinden etkilenerek Türkçe, Arapça, Farsça kelimeler alarak zenginleştiği gibi, birlikte yaşadığı Yunan, Bulgar, Romen, Moldova ve Rus dillerinden de birçok kelimeyi bünyesine almıştır. Bugün edebi Gagavuz Türkçe’sinin içerisinde çok sayıda Slav asıllı kelime bulunmaktadır. Gagavuzlar Osmanlı alfabesini öğrenmemiş ve Osmanlı yazılı edebiyatını okumamışlardır. Osmanlı döneminde ve ondan sonra uzun zaman Kiril alfabesi ile yazılmış bulunan Türkçe kitapları okumuşlardır. 1957 yılına kadar Gagavuzların kendilerine ait bir alfabeleri olmamıştır. Gagavuzlar değişik zamanlarda Rumca, Bulgarca, Rusça ve Romence öğrenmek ve bu dillerin alfabelerini kullanmak zorunda kalmışlardır. 1918′den 1932 yılına kadar Kiril alfabesini, 1932′den 1957′ye kadar Latin Alfabesini kullanmışlardır. 1957 yılında Moldova S.S.C.B. Yüksek Sovyeti’nin kararıyla Rus Alfabesine birkaç harf ilave edilerek, Kiril esaslı Gagavuz Alfabesi hazırlanmıştır. 1957′den 1996′ya kadar tekrar Kiril Alfabesini, 1996′dan sonra ise Latin Alfabesini kullanmaya başlamışlardır. Gagavuz Türkçesini bir yazı dili haline getirme mücadelesinde Rusça’dan etkilenilmiştir. Gagavuz Türkçesi morfoloji, fonetik ve sentaks açısından değerlendirildiğinde Slav etkisinde kalmıştır. Gagavuz Türkçesinin her gün yaşayan iki diyalekti vardır. Birisi merkez diyalekti (Konrat ve Çadır), diğeri ise güney (Vulkaneş) diyalektidir. Kanuna göre Gagavuz Yeri’nin resmi dili “Gagavuzca, Rusça ve Romence”dir. Özerklik süreciyle birlikte Gagavuzların anadillerini her alanda kulla-nabilme imkanı doğmuştur. XI. Yüzyıla kadar Hıristiyan kiliseleri arasında bir takım teolojik problemler olmasına rağmen bu problemler kiliseler arasında büyük bir ayırıma sebep olmamıştı. Ancak 1054 yılında Hıristiyan kilisesi Ortodoks ve Katolik olmak üzere iki ana mezhebe ayrıldı. Eskiden olduğu gibi günümüzde de Gagavuzlar arasında Babtist ve Adventist gruplar ve bunlara ait kiliseler mevcuttur. Gagavuzların uzun bir süre yazılı edebiyatları olmamıştır. Çeşitli zamanlarda farklı alfabeler kullanmak zorunda kalan Gagavuzlar yaşadıkları ülkenin alfabesiyle Türkçe kitaplar yayınlamışlardır. Çağdaş Gagavuz edebiyatının gelişmesinde Mihail Çakır’ın oldukça büyük rolü vardır. Çünkü Çakır daha 1094 yılında Gagavuz Türkçesiyle ilk gazeteyi çıkarmış ve bu dilin bir edebî dil haline gelmesi için ilk meşaleyi yakmıştır. 1934 tarihinde Gagavuz Türkçesiyle Besarabyalı Gagavuzların İstoryası adlı kitabını bastırmıştır. Bu kitap bir Gagavuz tarafından yazılan ilk Gagavuz tarihidir. Yine Çakır 1939 yılında Gagavuzca-Romence sözlüğü neşretmiştir ve İncil’i anadiline çevirmiştir. 1957 yılından günümüze kadar Gagavuz Türkçesi ile 25-30 civarında edebi eser yayınlamıştır.
İDARİ YAPISI
Gagavuz Yeri’nin en üst düzey idari yöneticisi Başkan’dır. Kanunun 6. Maddesine göre tüm yeraltı ve yerüstü kaynaklarının mülkiyeti Gagavuz Yeri idaresine aittir. Gagavuz Yeri’nin Moldova Cumhuriyeti bayrağı yanında kullanılan kendi bayrağı mevcuttur. Gagavuz Yeri idaresine, Moldova Anayasası ve kanunlarına ters düşmemek kaydıyla kanun çıkarma yetkisi tanınmıştır.
SİYASİ YAPISI
Özel Yasaya göre, Gagavuz Yeri Moldova’nın toprak bütünlüğü içinde özerk bir bölgedir. Kendi parlamentosunda ve bölge yönetiminde söz sahibidirler.
EKONOMİ
Ekonomisi tarıma dayalı olan bölgenin ekilebilir alanı 148 hektardır. Yılda 400.000 ton üzüm işleyen 12 şarap fabrikası, 1 adet et kombinası, 2 adet yağ fabrikası, 1 adet tütün fabrikası, mentasyon fabrikası ve 2 adet halı fabrikası vardır. Şarapçılıkta dünya çapında üne sahip olan Gagavuzlar üzümün yanısıra hububat, bakliyat ve sebze-meyve yetiştirmektedirler.
EĞİTİM-ÖĞRETİM
Bugün yaşlı ve okuma-yazma bilmeyenler yalnızca Türkçe konuşmaktadırlar. Sovyetler Birliği zamanında Rusça’nın okullarda zorunlu hale getirilmesi sonucu Gagavuzlar, iki dilli olmuşlardır. Moldova’da yaşayan milletler içinde Rusça’nın ikinci dil olarak konuşulma oranının en yüksek olduğu grup Gagavuzlardır. Gagavuzların %74′ünün Rusça’ya vakıf oldukları tespit edilmiştir. Okullarda kademeli olarak Latin Alfabesi ve Gagavuzca eğitim verilmeye başlanmıştır. Gagavuzca yayınlanan gazetelerden başlıcaları Ana Sözü ve Gagavuz Sesi Gazetesidir. Ayrıca Saba Yıldızı adlı bir dergi de yayın hayatına başlamıştır.
Powered by MightyAdsense
Leave a Reply