Oca
24

Batı Trakya’nın Fethi

1363 yılında Lala Şahin Paşa tarafından Edirne fethedildikten sonra, I. Murat, Dimetoka’yı geçici olarak merkez yaptı. 1364′de, Gazi Evrenos Bey Gümülcine’yi, Lala Şahin Paşa Filibe’yi aldı. Bu fetihlerden sonra I. Murat’ın Anadolu’ya gitmesini fırsat bilen Macar Kralı, topladığı haçlı kuvvetleriyle Edirne üzerine yürüdü. Edirne kuzeybatısında Hacı İlbey’in gece baskınına uğrayarak imha edildiler ve Türk tarihine Sırp Sındığı Zaferini (1364) kazandırdılar. I. Murat 1365′de tekrar Rumeliye geçti ve Dimetoka’ya yerleşti. Edirne’de yapımına başlanan sarayın bitimine kadar burada kaldı. Ayrıca Dimetoka’da da küçük bir saray yaptırdığı bazı kaynaklarda (1) yer almaktadır. Edirne’nin 1368′de başkent olduğu hatırlanırsa, Dimetoka, 1363′den 1368′e kadar yaklaşık beş sene, Bursa’nın yanı sıra, Osmanlı Devletinin geçici (yedek) başkenti olmuş demektir.

Türklerin Batı Trakya’nın tamamını ele geçirmeleri ve bölgede tam hakimiyet kurmaları ÇİRMEN ZAFERİ ile olmuştur. Türkleri Avrupa’dan çıkarmak için düzenlenen seferlerden birini de Sırp Kralı hazırladı ve Edirne üzerine yürüdü. Türk kuvvetleriyle Çirmen’de karşılaştı ve 26 Eylül 1371′de büyük bir bozguna uğradı. Bu Çirmen zaferi, Türklere Makedonya kapılarını açmış ve Makedonya mukavemetini kökünden kazımış oldu. Aynı yıl içinde İskeçe, Kavala, Drama ve Serez bölgeleri ele geçirildi (2) ve Batı Trakya’nın fethi tamamlandı.

Fetihler sonrasında Anadolu’dan Türk aileleri getirilerek bölge Türkleştirildi.

1828 - 1829 OSMANLI - RUS SAVAŞ’I

Osmanlı Devletinin kuruluşu ve genişlemesi sıralarında Osmanlı Ordularının çıkış arazisi olan Trakya, 19 ncu Y.Y. içerisinde; Osmanlı sınırlarının Tuna boylarından güneye doğru gerilemesi karşısında; Türk’ün Avrupa’da kalması veya kalmaması konusunda, karar bölgesi hüviyeti kazanmıştı.

1828 - 1829 Savaş’ında Ruslar, Savaş’ın ikinci yılında, 44 gün kahramanca savunan Silistre kalesinin düşmesinden sonra (30 Haz. 1829); Balkan Dağlarını geçmeye, Varna - Burgaz - Aydos istikametinden ilerleyerek Edirne’yi muharebesiz işgale (22 Ağustos 1829) muvaffak oldular. Savaş sonunda Osmanlı Devleti; Kaynarca’dan sonra kabul ettiği en ağır andlaşma olan; Edirne Andlaşması’nı (14 Eylül 1829) imzalamak zorunda kaldı. Bu andlaşmayla Yunanistan’a bağımsızlık verildi, Sırbistan ve Eflak-Boğdan’a verilen özerklikler genişletildi. Böylece Balkanlarda, Makedonya ve Batı Trakya’da; günümüze kadar sürüp gelen mücadelelerin temeli atılmış ve böylece konumuz olan Batı Trakya meselesi tarih sahnesine çıkmış oldu.

1877 - 1878 OSMANLI - RUS SAVAŞ’I SONRASI

Osmanlı Devleti bu savaşta, Rus ve Romen kuvvetlerine yenildi. Rus kuvvetlerinin ileri unsurları 22 Ekim 1877′de Edirne’yi işgal etti. 2. Abdülhamit, Rusları mümkün olduğu kadar uzakta durdurmak maksadıyla, Ruslarla Edirne’de, barış esaslarını tespit eden, bir mütareke imza ettirdi. Bu mütareke ile ateş kesilmiş ancak, Ruslar bir taraftan Terkos Gölü - Küçükçekmece, diğer taraftan Marmara, Ege kıyıları ve Ustruma Nehrine kadar bütün Batı Trakya’yı ve Doğu Rumeli’yi işgal hakkını elde etmişlerdi. Bu esaslara göre işgallerini tamamlayan Ruslarla, 3 Mart 1878′de AYASTAFENOS (Yeşilköy) Andlaşma’sı imza edildi. Bu andlaşmanın Trakya ile ilgili kısımları özetle şöyle idi :

· Muhtar ve Osmanlı Devletine bir miktar vergi verecek, bir Bulgaristan devleti kurulacak.

· Bulgaristan sınırı, doğuda Midye (Kıyıköy) - Enez hattından geçecek, Enez ile Ustruma Nehri arasındaki Ege kıyıları Bulgaristan’a verilecek; batıda, Üsküp, Manastır, Debre ve Ohri Gölü Bulgar sınırları içinde kalacaktır.

Bu suretle Osmanlı Devletinin Rumeli’deki toprakları ikiye ayrılmış; Selanik, Yanya ve Arnavutluk’un İstanbul ile karadan irtibatı kesilmiş oldu.

Yeşilköy Andlaşma’sının Bulgaristan’a bıraktığı yerlerde yoğun şekilde yaşayan Türkler, durumu ve işgali hazmedemediler. Andlaşmadan 40 gün sonra, 14 Nisan 1878′de ÇİRMEN civarında Türklerle işgal kuvvetleri arasında ilk silahlı çarpışma başladı(3). Silahlı mücadele; yalnız bu bölgede kalmayarak; Bulgaristan’a bırakılmak istenilen her yerde kendini gösterdi. Türk halkı, sanki söz birliği yapmış gibi, Rus ve Bulgar zulüm ve tecavüzüne, yağmacılığına karşı, silaha sarıldı. Çünkü, işgal bir vahşetti. İşgal, bölgedeki Türklerin toptan imhasını öngörüyordu.

Mücadelenin düzenli ve teşkilatlı yürütüldüğü bölge ise, Kırcaali ve Rodop Dağının kuzey kısımları idi.

Kırcaali’ye, Türklerin maksatlarını anlamak ve hatta onları yatıştırmak üzere, İstanbul’dan içinde Rusların da bulunduğu bir heyet gönderildi. Görüşmelerde Türk Kuvayı Milliye reisleri “Osmanlı idaresinden başka bir idare altına girmeyeceklerini ve Osmanlı toprağında Rus askeri bulundukça silahlarını bırakmayacaklarını ifade ettiler(4). İşgale karşı mücadele veren Türkler, 2. Abdülhamit’ten silah ve cephane istediler, ancak alamadılar.

Osmanlı Devletinin desteğinden umut kesilince, 16 Mayıs 1878′de, Sultanyeri kazasının Karatarla köyünde (5) RODOP TÜRK MUKAVEMET HÜKÜMETİ kuruldu.

Dört kişilik bir kurucu heyeti olan (Ahmet Timirski, Hacı İsmail Efendi, Hidayet Paşa ve Kara Yusuf Çavuş) muvakkat hükümetin aynı zamanda otuz kişiden oluşan Temsilciler Meclisi de bulunmakta ve hükümetin egemenliği altında dört milyon Türk yaşamaktaydı(6). Hükümet yetkilileri bir yandan silahla mücadelelerini sürdürürken bir yandan da siyasi alanda mücadele verdiler. Hak ve hukuklarını kabul ettirmek ve korumak için Avrupalı devletlerin İstanbul’daki elçilerine birer muhtıra gönderdiler. Rus ve Bulgar mezalimini dile getirdiler. Hükümetin kurulduğu gün olan 16 Mayıs 1878 tarihinde, muvakkat hükümetin mührünü taşıyan muhtıra ile mücadele sebeplerini şöyle anlattılar (7):

“Avrupa devletleri, geçici olarak idare etmekte olduğumuz halkın niçin silaha sarıldığını sorup araştırmak zorundadırlar. Biz hiçbir şahsa karşı isyan etmiş değiliz. Silaha sarılmaktan maksadımız, kendi mal, can ve ırzımızı korumaktan ibarettir. Biz hiçbir meşru hükümete karşı ayaklanmadık. Kendi şahsi haklarımızı korumakla en tabi haklarımızı kullanıyoruz. Ayastefanos Andlaşma’sı, Paris Andlaşma’sını imzalamış olan devletlerin tasdikinden geçmedikçe hükümsüzdür. Ayastefanos Andlaşma’sının yerine bir yenisi konmalıdır. Bulgarların irtikap ettikleri cinayetler, tarif olunmayacak kadar büyüktür. İleri karakollarımıza silahlı bir kuvvetin yanaşmasını kabul etmeyiz. Bölgemizin ahalisi kamilen Türk ve Müslüman olduktan başka buraya, aramıza yüzbin Müslüman göçmen de sığınmış bulunmaktadır.

Ayastefanos Andlaşma’sından sonra Ruslar ve Bulgarlar memleketimizi istila ettiler. Biz ise hükümetsiz kaldık. Her ne kadar Osmanlı devleti bizleri Bulgaristan emanetine terk etmiş ise de, Avrupa devletlerinin tasdiki olmadıkça, Bulgar hükümetine meşru bir hükümet gözü ile bakmayız. Ruslar ve Bulgarlar girdikleri yerlerde sayısız mezalim ve ağza alınmayacak cinayetler işlediler. Mütecavizleri geri atmak için silaha sarıldık. Eğer biz geçici bir hükümet kurmamış ve bir zabıta heyeti düzenlememiş olsaydık, memleketimizde karışıklıklar çıkabilirdi. Bugün bölgemizde emniyet ve asayiş, Rus askerlerinin bulundukları yerlerde ise huzursuzluk ve karışıklık vardır.

Netice olarak Ayastefanos Andlaşma’sını şiddetle protesto ediyoruz. Müslümanların idare ettikleri yerlerle Rus ve Bulgarlar tarafından idare olunan memleket arasındaki büyük farkı görmek üzere kimi isterseniz gönderiniz. Meriç’in güneybatı tarafındaki topraklardan yeni Bulgaristan’a bir karış yer vermemenizi istirham ederiz. Çünkü idaremiz altında bulunan dört milyon Müslüman, işitilmemiş cinayetlerle ismini kirletmiş olan ve her vakit düşmanımız bulunan hükümete boyun eğmektense yok olmayı tercih ederler”.

Mücadele veren Türkler, İstanbul”dan resmi olarak silah desteği göremeyince, ihtiyaçlarını çevredeki Türk birliklerinden temin ettiler. Şıpka kahramanı Süleyman Paşa’nın ordusundan da bazı nizamiye taburları muvakkat hükümet birliklerine katıldılar. Hükümetin silahlı kuvveti hakkında çeşitli sayılar mevcuttur. Fikir vermesi açısından bir kaynaktaki miktarları esas alabiliriz :

Piyade : 135.000; süvari : 86.000; mahalli zabıta : 15.000 (Karizmatik

Çirmen’de başlayan silahlı mücadele kısa zamanda Batı Trakya’ya ve Rodopların kuzeyinde, Lofça, Plevne, Tırnova’ya kadar yayıldı. İşgal kuvvetleri bir bir imha edilmeye başlandı.

Nisan 1878′de, Rodopları işgal etmek üzere 11 süvari taburu ve 7-8 Bulgar gönüllü taburu ile taarruz eden Ruslar, Kırcaali ile Mestanlı arasında, Türk milli kuvvetleri tarafından bozguna uğratıldı ve geri püskürtüldü.

Ayastefanos Andlaşma’sının Ruslara tanıdığı büyük kazançtan rahatsız olan Avrupalılar, Berlin’de toplandılar, Rus ve Bulgar kazançlarını azaltan Berlin Andlaşma’sını (13 Temmuz 1878) imzaladılar.

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında ise 8 Şubat 1879 günü, İstanbul’da imzalanan kesin barış Andlaşma’sıyla Ayastefanos Andlaşma’sının yerine Berlin Andlaşma’sının geçtiği kabul olundu. Buna göre; Berlin Andlaşma’sı ile Bulgaristan’a verilen topraklar ile yine bu andlaşmaya göre kurulan Şarkî Rumeli Vilayeti dışında; savaş sırasında Rus ordusunun işgal etmiş olduğu Osmanlı topraklarının hemen boşaltılması kararlaştırıldı.

Bu andlaşma mücadeleyi kısmen azalttı. Arda Nehri güneyi bölgesi; Batı Trakya; tekrar Osmanlı idaresine geçtiğinden bu bölgedeki Türkler silahlarını bıraktılar. Ancak Şarkî Rumeli Vilayeti sınırları içinde kalan Kırcaali, Ropçaz ve Devlen bölgeleri, yeni vilayet idaresini tanımadılar. Bölgedeki Bulgar çetelerinin Türklere karşı yaptıkları haksız saldırılara ve vahşete karşı, mücadelelerini sürdürdüler.

Şarkî Rumeli, Osmanlı Devletine siyasi ve askeri yönden bağlı, imtiyazlı bir vilayet haline getirilmişti. Valiyi Padişah tayin ediyordu, ancak vilayet içinde Türk askeri bulundurulamıyordu. Türk askerini yanında göremeyen Şarkî Rumeli’deki Türkler, bölgeden büyük ölçüde göç ettiler. Bulgarlar bu her iki durumdan da istifade ile Şarkî Rumeli’yi Bulgarlaştırmaya başladılar. Vilayetin alt yönetim birimlerini de ele geçirdiler. Son aşamada, 18 Eylül 1885′de bir darbe ile Padişahın tayin ettiği valiyi ve diğer idarecileri görevden alarak tevkif ettiler, Şarkî Rumeli’nin Bulgaristan’la birleştiğini açıkladılar.

Şarkî Rumeli Türkleri, bu darbeden ve emrivakiden sonra, bir müddet İstanbul’un ve diğer devletlerin alacakları tedbirleri beklediler. Bir şey yapılmadığını görünce, Bulgar idaresini tanımadıklarını açıklamak ve birleşme durumunu protesto etmek için faaliyete geçmeye karar verdiler. Filibe İslam Cemaatinin girişimi ile her liva ve kazadan seçilen Türk mebuslarını Aralık 1885 sonlarına doğru, Filibe’de kongreye davet ettiler. Ancak bu toplantının yapılacağını öğrenen Filibe’deki Bulgar yönetimi, Türk mebuslarının bir kısmını tevkif, bir kısmını da jandarma kuvvetiyle yerlerine gönderdi ve düşünülen kongre böylece gerçekleşmedi.

Muvakkat Türk Hükümetini kuran Kırcaalililer ve Rodoplular, 1880 başlarında Şarkî Rumeli Valisinin girişimi ile bu idareyi tanımışlar, ancak silahlarını teslim etmemişler ve Bulgar jandarmasını da bölgelerine sokmamışlardı. Bulgarların Doğu Rumeli’yi ilhakı üzerine, vilayetle olan ilgi ve münasebetlerini tekrar kestiler.

Rodop ve Batı Trakya Türklerine liderlik yapan ve Muvakkat Hükümeti kuran Hacı İsmail Ağa, bu durum karşısında bölgedeki Türklerle, Şarkî Rumeli vilayeti içinde kalan Hasköy’ü işgale ve Filibe üzerine yürümeye karar verdi ve gereken hazırlığı yaptı. Ancak Osmanlı idaresindeki Gümülcine mutasarrıfının tavsiyesi üzerine vazgeçti. Muvakkat Hükümeti ile Kırcaali ve Ropcoz bölgesini idareye devam etti. Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında 1 Şubat 1886′da, Şarkî Rumeli’nin Bulgaristan prensliğine verildiğini açıklayan bir anlaşma imzalandı, ki bu anlaşma 5 Nisan 1886′da Avrupalı devletler tarafından da onaylanmıştır. Bu anlaşma ile o tarihe kadar Şarkî Rumeli idaresine geçmemiş ve bu idareyi kabul etmemiş olan Kırcaali ve Ropcoz kazaları Osmanlı topraklarına bırakıldı. Böylece Nisan 1878′den beri haklı mücadelelerini, İstanbul’un hiçbir desteğini görmeden kahramanca sürdüren Rodop bölgesi Türkleri, 8 yıllık mücadelelerinin sonucunda, üç yüz köyün Osmanlı hudutları içersinde bırakılmasını sağladılar. Hacı İsmail Ağa gibi dirayetli bir liderin etrafında toplanan kahraman Rodoplular, mücadelelerini zaferle sonuçlandırdılar ve böylece tekrar Türk idaresine kavuştular.

Powered by

Leave a Reply

Latest works

This part of sidebar is using custom fields. If you wish to display your artworks here, simply create a new category, for example "Artworks". Take note of the category's ID. Then open works.php and edit the number of the category.

photo photo photo

Ads